D
aha kapıdan girer girmez insana “işte bu!” dedirten bir yer. Durumu şöyle izah edelim: Küçük Oteller Ekibi olarak yılda en az 200 otel görüyoruz. Mesleki deformasyonun (yani zor beğenmenin) doruk noktasında olduğumuzu herhalde tahmin edebilirisiniz. Buna rağmen CALİDUS’ta “olmamış”, “böyle olsaydı daha iyi olurdu”,” bu malzeme de buraya gitmiş mi yani” dediğimiz tek bir köşe, tek bir ayrıntı, tek bir sandalye hatta tek bir çakıl taşı olmadı! O kadar güzel, o kadar başarılı, o kadar zevkli ki ciddi söylüyorum insanın nutku tutuluyor…
Nedir burayı bu kadar büyüleyici yapan? Detaylar ve malzeme seçimi önemli elbette. Trabzanından, eskitilmiş (ve çok şükür IKEA olmayan) sandalyelerine, denizden çıkarılmış taşlarla yapılmış patikalarına, işleyen sevimli kuyularına kadar her şey zevk sahibi bir gözün seçimi. Ama insanı esas mutlu eden galiba o benzersiz ferahlık duygusu. Arazi geniş olmasına geniş, konumu da müthiş (denizden dimdik çıkan bir tepenin kuytusunda) ama anlıyoruz ki marifet onu kullanmakta.
Calidus’ta hiçbir şey insanın üzerine gelmiyor. Binalar, iki katlı olmalarına rağmen zeytin ağaçlarının arasında gizlenebilmiş. Denizle binalar arasında nefis bir çayır var. Restoran okaliptüs ağaçlarının altında. Yemekler meze – ızgara mönüsün ötesinde: Olağanüstü.
Özellikler:Doğada yerleşim • Güzel bahçe • Odalarda telefon • Odalarda televizyon • Odalarda klima • Kredi kartı kabul ediliyor • Denize sıfır
Konum:Denizin tam dibi
Restoran:Akdeniz/Ege yemekleri • Balık yemekleri • Yöresel
Çocuk politikası:Çocuk kabul edilmez
İnternet bağlantısı:Her yerde var • Ücretsiz
Aktiviteler:Doğada yürüyüş imkanı
Evcil hayvan politikası:Kabul edilmez