ODA BAK, FİYAT GÖR

Ziyaretçi Sayıları

Toplam:
Son 1 ay:
Son 1 hafta:

29815
 63
 17

Yakınlardaki Diğer Oteller

  • Kulindağ Dağ Evi

    Beykoz/Istanbul

    İstanbul'un gizli arka bahçesi. Bir orman denizi içinde, tek. Kamp havasını daha iyi koşullarda yeniden yaşamak için..

    Oteli Keşfet


  • i'zaz lofts

    Istanbul

    İstiklal caddesine üç adım. İki kilometrelik bir daire içinde İstanbul'un en iyi kafeleri, barları, kitapçıları, sinemaları.

    Oteli Keşfet


  • Stories Apart Kuloğlu

    Beyoğlu/İstanbul

    Yeri müthiş! İki kilometrelik bir daire içinde İstanbul'un en iyi kafeleri, barları, kitapçıları, sinemaları... Biraz ötede İstanbul'un en güzel meyhanelerinin, baharatçılarının, balıkçılarının bulunduğu Balıkpazarı ve Çiçek Pasajı.

    Oteli Keşfet


  • Armada Sultanahmet Otel

    Sultanahmet

    İstanbul'un en heyecan verici mahallelerinden Ahırkapı'da çok çok özel bir otel. Cem Boyner'in deyimiyle: Geleneksizliğe karşı onurlu bir isyan.

    Oteli Keşfet


  • Lush Hotel

    Taksim/İstanbul

    Odaların her biri ayrı tarzda: post-Osmanlı-Milano-LA-Japonya karması. Cidden orijinal, hoş detaylar çok

    Oteli Keşfet


  • Empress Zoe Hotel

    Sultanahmet

    Amerikalı evsahibesi yönetiminde çağdaş, sevimli bir otel. Tarihi hamam harabesiyle bütünleşen harikulade bir bahçesi var.

    Oteli Keşfet


  • Tomtom Suites

    Beyoğlu/İstanbul

    Bina ürpertici zıtlıkları barındıran bir mahallede. Etrafta sefaretler, kiliseler, Fransız Sarayı ve bahçeleri: geçmiş debdebeli zamanların Avrupai anıtları.Diğer yanda derin sefalet: ‘lokal kolorit’in en hası.

    Oteli Keşfet


  • Adahan İstanbul

    Beyoğlu/İstanbul

    İşte budur! Ünlü banker ailesi Kamondo’lardan kalma bu 140 yıllık “ Belle Époque” binayı, ancak bir arkeolog bu kadar titiz ve sevgiyle hayata döndürebilirdi.

    Oteli Keşfet


  • Stories Apart Karakol

    Beyoğlu/İstanbul

    Bina tek kelimeyle muhteşem. 1900’lerin başında, Fransız mimarisinde yapılmış. Söveli tarihi cephesine uzun uzun bakmaktan insan kendini alamıyor.

    Oteli Keşfet


  • Misafir Suites

    Beyoğlu/İstanbul

    İstiklal caddesinde kalınabilecek -hâlâ- en iyi yer.

    Oteli Keşfet


İ stanbul demek kim ne derse desin, esasen Boğaz demek.

Bir ara İstanbul şehremini (belediye başkanı) olan Rumeli Beylerbeyi Ahmet Rasim Paşa da (yazar olanla karıştırmayın!) aynı fikirdeymiş ki yalısını yüz küsur yıl önce Boğaz’ın en güzel yeri olan Kanlıca’da yaptırmış. Tadını ne kadar çıkartmış bilemiyoruz zira kısa bir zaman sonra “padişaha komplo kurma” iddiasıyla (zamanın Ergenekon’u!) şehreminilikten azledilmiş.

Boğaz’ın bu en nazlı, en zarif kuğusu, 70’lere kadar okul niyetine kullanıldıktan sonra 2004 yılında 16 odalı nefis bir butik otel yeniden doğuyor.

A’jia, Japonca, Asya anlamına geliyormuş. Vogue ve Da Mario gibi lokantaları da bünyesinde bulunduran İstanbul Doors Grubu tarafından işletiliyor. Mimarı, uzun zamandır gönlünü şarapçılık işine kaptıran Reşit Soley. (Bkz: Corvus)

Dışı ne kadar geçen yüzyıl sonu “Osmanlısı” ise, içi o kadar bu yüzyıl başı “minimalist”i. İçeri girince karşılaşılan boşluk şok edici. Koca lobide bir veya iki koltuk, o kadar. Odaların hepsi farklı. Biri hariç hepsi boğaza bakıyor. 10 numaralı oda iki katlı. Üst katında sadece bir yatak ve bir küvet var! Kesinlikle çok seksi!

Otel, lüks, romantizm ve en yüksek kalitede servis üzerine kurulu. Sizi oraya buraya götürecek olan tekne her an iskelede. Doğumgünü ve yıldönümlerinde çiftlere özel kampanyalar yapıyorlar. Parası olan her dünyalının tatması gereken bir tecrübe.

Hatırlatalım: Condé Nast Johansens tarafından 2009’un “En mükemmel otel”i seçildi.

*******

Kanlıca'da yoğurt yemek istiyorum

Ayşe Arman'ın 23.10.2004 tarihinde Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmış yazısı

‘Kanlıca'da yoğurt yemek istiyorum... Pudra şekerli!' Ben de şaşırdım kendime. Ama aynen böyle dedim sevgilime. Hem de gecenin 1'inde.

Arabadayız, Salomanje'deki kutlama bitmiş, eve dönüyoruz. O yoğurtlu cümle ağzımdan çıktığında, Beşiktaş semalarında seyrediyoruz, evimiz de Arnavutköy'de, yani 5-6 dakikalık mesafede, buna karşılık Kanlıca, anasının nikahında, taaa karşı tarafta... Tabii ben sevgilimin, ‘Buzdolabında Tikveşli var aşkım. İdare etmez mi? Ben sana evde pudra şekerli yoğurt yaparım. Yeter ki, Kanlıca'ya gitmeyelim' demesini bekliyorum... Yani ben olsam derim. Akıl var, mantık var. Bir de şimdi git git bitmeyecek bir yol var... Yarın da iş var!

Kara kara, bir sonraki hamlemi düşünüyorum. Çünkü adım gibi biliyorum. Bu Kanlıca yoğurdu meselesini kesinlikle yemez. Yese de, kabul etmez... Ne yapsam da ikna etsem? Onu Arnavutköy yerine bu gece Kanlıca'ya götürsem...

Bir zamanlar biri bana: ‘Sezgilerine çok güveniyorsun. Bu kadar güvenme. Onlar seni yanıltabilir!' demişti. Haklıydı. Sevgilim ve kocam olacak adam, şu hayatta beni bir kere daha şaşırtıyor, yüzünü bana dönüyor, en şefkatli haliyle gözlerimin içine bakıyor ve sanki çok önemli bir sır verecekmiş gibi kısık sesle şöyle fısıldıyor:

‘Farkında mısın, hamileliğinin başından beri ilk defa aş eriyorsun! 6 aydır bekliyorum, ilk kez ‘Ben şunu istiyorum' diyorsun. Saatin kaç olduğunun ne önemi var? Deli misin, hemen gidiyoruz Kanlıca'ya. Yeter ki, açık bir yoğurtçu bulalım...'

Sanırım ben ölmek istiyorum!

Yanaklarımdan yaşlar süzülüyor...

Pek bir duygulanıyorum.

Yalan! Ben suçluluktan ağlıyorum.

Resmen vicdan azabı çekiyorum.

Aşağılık bir lağım faresi olduğumu pekálá biliyorum!

Gecenin 1'inde ne yoğurdu?

Pudra şekerli yoğurtmuş! Yok daha neler! Ben aş filan ermiyorum. Alenen yalan söylüyorum. Doğum günü olan sevgilimi, günün bütün kutlamaları bittikten sonra, ev yerine bir otele götürmeye çalışıyorum. Otel de, yoğurduyla ünlü bir semtte. Aklımca bu yoğurt numarasıyla sürprizin altyapısını hazırlıyorum...

‘Yok, yok meydanda açık yer bulamayız. Sen devam et. Az ileride şahane bir yoğurtçu biliyorum...'

‘Emin misin?'

‘Evet, evet. Çubuklu Caddesi, No 27...'

'Anlamadım. Böyle yoğurtçu adresi mi olur?'

Salak ben!

Kafam, gideceğimiz yerle o kadar meşgul ki -denizin kenarındaki bütün yapılara dikkatlice bakıyorum, numaraları seçmeye uğraşıyorum, o karanlıkta Ahmet Rasim Paşa Yalısı'nı bulmaya çalışıyorum- ve farkında olmadan, her şey yolunda giderse, geceyi geçireceğimiz butik otelin adresini veriyorum.

‘Sen devam et... Geçen gün geldim ben bu yoğurtçuya... Göreceksin, birazdan çıkacak karşımıza...'

Sevgilim, hamileliği bir tür geçici delilik olarak kabul ettiği için sesini çıkarmıyor ama suratıma pek bir acayip bakıyor.

A'jia...

Aradığım yoğurtçunun, pardon otelin adı bu. Japonca, Asya anlamına geliyor.

16 odalı bir butik otel. Daha bir ay olmuş açılalı. Serdar Bilgili'ye ait. Vogue ve Da Mario gibi lokantaları da bünyesinde bulunduran İstanbul Doors Grubu tarafından işletiliyor. Mimar Reşit Soley de, otele imzasını atmış bulunuyor. Ama tabii beni bütün bunlar ilgilendirmiyor. Bana ne otel kimin, oteli kim yapmış, kim işletiyor... Ben tesadüfen Boğaz'ın dibindeki bu romantik ve nazlı yalının fotoğraflarını görmüşüm, pek bir etkilenmişim, hele dışıyla tamamen bir kontrast oluşturan o modern ve minimalist içine bitmişim... Yememiş içmemiş, A'jia'ya gitmiş, fotoğrafların ne kadar gerçeği yansıttığını yerinde tespit etmişim. Ve kararımı vermişim: ‘20 Ekim'i kesinlikle bu yoğurtçunun 10 numaralı odasında geçirmeliyiz!'

Otel müdürü Güniz Atış'la anlaşmamız şu:

O gece bütün kutlamalar bittikten ve insanlar evlerine dağıldıktan sonra... Hani evli evine, köylü köyüne, köyü olmayan sıçan deliğine... Ben onun cebini çaldırıyorum. Yani telefonundaki cevapsız araması oluyorum. Tabii ki bunu sevgilime çaktırmadan yapıyorum. Numarayı yaz, yeşile bas, karşındaki daha açmaya fırsat bulamadan, kırmızıya bas. Güniz, bu eylemin, ‘Tamamdır. Paket benimle birlikte. Yola çıktık, geliyoruz. Yarım saat sonra oradayız, siz hazırlıklara başlayın' anlamına geleceğini biliyor.

Ve 10 numaralı odanın beyaz balonlarını, gül yapraklarını ve köpüklü banyosunu hazır ediyor.

Allah'ım şükürler olsun sana... Her şey yolunda gidiyor. Ve ufukta A'jia görünüyor. ‘Hah işte, yoğurtçuya da geldik' diyorum, ‘Durabiliriz şu solda...' Sevgilimin şaşkın bakışları arasında arabadan fırlıyorum, spor çantam diye yutturduğum, ertesi gün giyeceklerimizin içinde olduğu çantayı kapıyorum ve onu A'jia'dan içeri sürüklüyorum. Hiç resepsiyona benzemeyen bir resepsiyonda, hiç resepsiyoncu gibi durmayan tipler, en kibar halleriyle bizi karşılıyorlar.

‘Hoş geldiniz. 10 numaralı odaydı değil mi?' diyorlar ve ekliyorlar:

‘Bir isteğiniz var mı?'

Sevgilim, ‘Pudra şekerli yoğurt!' diyor ve kahkaha atıyor.



  • Özellikler:Odalarda telefon  •  Odalarda televizyon  •  Odalarda klima  •  Yaz-kış açık  •  Kredi kartı kabul ediliyor  •  Denize sıfır
  • Konum:Denizin dibinde  •  Tarihi yerleşim içinde
  • Restoran:Akdeniz/Ege yemekleri  •  İtalyan yemekleri
  • Çocuk politikası:Çocuk kabul edilir
  • İnternet bağlantısı:Her yerde var  •  Ücretsiz
  • Aktiviteler:Sağlıklı yaşam paketi  •  Tekne, kano
  • Evcil hayvan politikası:

    Kabul edilmez

Son yapılan yorum

  • Ali kaygısız
  • İzmir
  • Türkiye
  • 2012
  • personel
      rating
  • servisler
      rating
  • temizlik
      rating
  • konfor
      rating
  • verdiğin paraya
    değdi mi?
      rating
10
  • Manzarası harika olan Kanlıca oteli.

Gelmek istiyorum yeriniz var mı?

TÜM YIL AÇIK
Geliş Tarihim:
Kaç gece
Kaç kişi
büyük

0-5 yaş

5-12 yaş
Oda tercihi
Adı Soyadı
E-mail
Telefon
Not: Formunuz otele direkt gidiyor. Cevap alamazsanız oteli arayın